Sututgarta bass. Kolpacıno🤣

Vandallar, Kuzey Afrika'yı istila ederek Akdeniz'de korsanlık yaptılar ve Roma şehrini acımasızca yağmalayarak tarihe geçtiler.
 
Merovenj Hanedanı, Frank topraklarını birleştiren ve Hristiyanlığı kabul eden ilk büyük Frank kraliyet ailesiydi.
 
Karolenj Rönesansı, Kral Şarlman döneminde manastır okullarının açılması ve Latince metinlerin yeniden yazılmasıyla yaşanan kültürel canlanmadır.
 
Anglo-Saksonlar, Britanya adasını istila ederek buradaki Kelt kültürünü bastırdı ve İngiltere'nin temellerini oluşturan yedi krallığı kurdu.
 
Kral Büyük Alfred, Viking işgallerine karşı Britanya'yı başarıyla savunan ve eğitim reformları yapan tek İngiliz kralıdır.
 
Lombardlar, Kuzey İtalya'yı istila ederek bölgeye kendi isimlerini verdiler ve feodal yapının Akdeniz'de kök salmasını sağladılar.
 
Kiev Knezliği, İskandinav kökenli Varangiyenlerin Doğu Avrupa'da Slav topluluklarıyla karışarak kurduğu ilk büyük Rus devletidir.
 
Kutsal Roma İmparatorluğu, tek bir merkezi devlet olmaktan ziyade yüzlerce küçük dükalık, prenslik ve serbest şehirden oluşan gevşek bir konfederasyondu.
 
Orta Çağ Avrupası'nda çatal henüz yaygın değildi; insanlar yemekleri genellikle bıçak, kaşık veya doğrudan ellerini kullanarak yerlerdi.
 
"Trencher" adı verilen sert ve bayat ekmekler, zengin ziyafetlerde tabak niyetine kullanılır ve yemek bitince yoksullara sadaka olarak verilirdi.
 
Soyluların sofralarında kuğu, tavus kuşu ve turna gibi av kuşları, tüyleri yeniden üzerlerine dikilerek gösterişli birer ziyafet yemeği olarak sunulurdu.
 
Şeker çok pahalı ve nadir bir lüks madde olduğu için, Orta Çağ toplumunda tatlandırıcı olarak neredeyse tamamen bal kullanılıyordu.
 
"Ergotizm" (Aziz Anthony Ateşi), çavdar ekmeğindeki bir küf mantarından kaynaklanan ve halk arasında kitlesel halüsinasyonlara, delirmelere yol açan bir hastalıktı.
 
Avrupa mutfağında patates, domates, mısır ve biber henüz yoktu; bu gıdalar ancak Orta Çağ'ın bitişi ve Amerika'nın Keşfi'nden sonra Avrupa'ya geldi.
 
Zengin evlerinde yemeklerin içine aşırı miktarda baharat konulması, hem bir zenginlik göstergesiydi hem de buzdolabı olmadığı için etin bayat tadını gizliyordu.
 
Köylülerin temel gıdası "pottage" adı verilen, içine ne bulunursa (yulaf, sebze, bazen biraz et) atılıp saatlerce kaynatılan koyu bir çorbaydı.
 
Süt, çabuk bozulduğu için taze olarak nadiren içilir; bunun yerine hızla peynir ve tereyağına dönüştürülerek saklanırdı.
 
Bira ve şarap üretimi büyük oranda manastırlardaki keşişlerin tekelindeydi ve bu içecekler sudan daha temiz kabul edildiği için kahvaltı dahil her öğün tüketilirdi.
 
Hırsızlık yapan alt sınıf insanlar genellikle darağacında idam edilirken, soylu suçluların kafası kılıç veya balta ile daha "onurlu" bir şekilde kesilirdi.
 
"Kutsal Emanetler Hırsızlığı", şehirlerin ve manastırların daha fazla prestij ve hac geliri kazanmak için birbirlerinin aziz kemiklerini çalması olayıydı.
 
Geri