Gırgır var şamata var gel vatandaş gel

8. Atletler, hareket kabiliyetini artırmak ve tanrılara kusursuz vücutlarını sergilemek için tamamen çıplak yarışırlardı.
 
9. Sporcular yarışmadan önce vücutlarını tamamen zeytinyağı ile ovalar, bu sayede hem kaslarını ısıtır hem de güneşten korunurlardı.
 
10. Yarış bittikten sonra sporcular, vücutlarındaki yağ, ter ve kumu "Strigil" adı verilen metal bir aletle kazırlardı.
 
11. Evli kadınların Olimpiyatları izlemesi kesinlikle yasaktı; cezası uçurumdan aşağı atılmaktı.
 
12. Kadınlar Olimpiyatlara katılamasa da, tanrıça Hera onuruna sadece kadınlar için koşu yarışları düzenlenen ayrı oyunlar vardı.
 
13. Olimpiyat şampiyonu olan ilk kadın, kendi yarışmasa da yetiştirdiği at arabası takımıyla birinci olan Sparta Prensesi Kyniska'dır.
 
14. M.Ö. 724 yılında Olimpiyatlara eklenen ikinci yarış, pistin gidip gelindiği çift mesafeli "Diaulos" koşusuydu.
 
15. Yaklaşık 4.8 kilometre uzunluğundaki antik Olimpiyatların en uzun mesafe koşusuna "Dolichos" denirdi.
 
16. Hoplitodromos, sporcuların miğfer, dizlik ve ağır bir kalkan taşıyarak çıplak koştukları askeri tabanlı bir yarıştı.
 
17. Antik Olimpiyatlar, M.S. 393 yılında Roma İmparatoru I. Theodosius tarafından "pagan geleneği" olduğu gerekçesiyle yasaklandı.
 
18. Olimpiyatlar arasındaki 4 yıllık döneme "Olympiad" denirdi ve bu dönem Antik Yunan'da bir takvim birimi olarak kullanılırdı.
 
19. Antik dünyanın en ünlü güreşçisi olan Milo, altı kez üst üste Olimpiyat şampiyonu olmuştur.
 
20. Milo'nun, her gün büyüyen bir buzağıyı sırtında taşıyarak aşırı kas kütlesi kazandığı anlatılır (ilerlemeli yüklenme prensibi).
 
21. Pankrasyon, boks ve güreşin birleşimi olan, antik dünyanın en vahşi dövüş sporuydu.
 
22. Pankrasyon maçlarında sadece iki şey yasaktı: Isırmak ve göz oymak.
 
23. Pankrasyon maçlarında sporcuların pes etmemesi durumunda dövüşler genellikle ölümle sonuçlanırdı.
 
24. Bazı pankrasyoncular, rakiplerinin parmaklarını kırarak maçı kazanmayı bir taktik haline getirmişlerdi.
 
25. Arrichion, boğularak ölürken son nefesinde rakibinin ayak bileğini kırıp onu pes ettiren ve öldükten sonra şampiyon ilan edilen ünlü dövüşçüdür.
 
26. Antik boks (Pygme) maçlarında raunt sistemi yoktu; dövüşçülerden biri pes edene veya bayılana kadar sürerdi.
 
27. Antik boksörler ellerini korumak için "Himantes" adı verilen sert deri şeritler sararlardı.
 
Geri