Gırgır var şamata var gel vatandaş gel

Antik arenalarda ölen gladyatörlerin cesetleri, mitolojik yeraltı dünyasının rehberi Charon kılığına girmiş görevliler tarafından kancalarla sürüklenerek çıkarılırdı.
 
Kolezyum'un "Ölüm Kapısı" (Porta Libitinaria), ölen gladyatör ve hayvan cesetlerinin taşındığı kapıydı
 
Maya top oyununda kullanılan kauçuk, yerel ağaçların sütü (lateks) ve sarmaşık sularının karıştırılmasıyla kimyasal olarak sertleştirilirdi
 
Antik Yunan'da halter yerine büyükbaş hayvanları (örneğin boğaları) omuzda taşıma antrenmanları popülerdi.
 
Spor tarihçilerine göre antik sporcular, modern sporculara kıyasla çok daha yüksek acı eşiğine ve ölüm riskine sahiptiler
 
Antik Roma amfitiyatrolarında seyircilere koltuk numarası olarak üzerine kapı numarası kazınmış pişmiş toprak parçaları (tessera) verilirdi.
 
Gladyatör dövüşlerinde "Rudis" adı verilen ahşap bir kılıç, köle olan gladyatöre özgürlüğünün geri verildiğinin sembolü olarak takdim edilirdi.
 
MÖ 480'de şampiyon boksör Theagenes'in ölümünden sonra, bir düşmanı onun heykeline saldırmış; heykel adamın üzerine devrilerek onu öldürmüştür. Heykel "cinayetten" suçlu bulunup denize atılmıştır.
 
Antik Yunan'da cirit atma müsabakaları bazen at sırtından hedef vurma şeklinde de icat edilmiştir
 
Circus Maximus'un ortasındaki uzun bariyer duvara "Spina" denirdi ve üzeri Mısır'dan getirilen dikilitaşlarla süslenirdi.
 
At arabası yarışçıları, dizginleri bellerine sararlardı; kaza anında sürüklendiklerinde ipleri kesebilmek için bellerinde keskin bir bıçak taşırlardı.
 
Antik güreşçiler vücutlarına sürdükleri yağı temizlemek için "Koniotis" adı verilen özel bir ince toz veya kum tabakasını vücutlarına serperlerdi
 
Antik sporcuların kazandığı zaferleri kutlamak için Pindaros gibi ünlü şairler tarafından "Epinikion" adı verilen zafer kasideleri yazılırdı.
 
Antik Olimpiyatlar'da beraberlik durumu yoktu; eğer bir boks maçında yenişemezlerse hakemler "Klimax" kararı verir, sporcular sırayla birbirlerine hiç savunma yapmadan birer darbe vururlardı
 
Antik Çin'de "Sheti" adı verilen okçuluk turnuvalarında, yarışmacıların vuruş isabeti kadar atış sırasındaki zarafeti ve müzikle uyumu da puanlanırdı.
 
İskenderiyeli boksör Kleitomachos, rakiplerinin gözünün içine bakarak onların bir sonraki hamlesini tahmin etme psikolojik yeteneğiyle ün salmıştı.
 
Antik Roma arenalarında sabahları hayvan avı (venatio), öğlenleri suçluların infazı, öğleden sonra ise asıl gladyatör dövüşleri yapılırdı.
 
Gladyatör dövüşlerinde kanın zeminde birikip kayganlık yaratmaması için arena tabanı kalın bir kum tabakasıyla (harena) kaplanırdı. "Arena" kelimesi Latincede kum demektir.
 
Olimpiyat Köyü kavramı antik dünyada da vardı; sporcular turnuvadan bir ay önce Olympia'ya gelip resmi gözetmenler eşliğinde zorunlu kampa girerlerdi.
 
Olimpiyatlar'da hile yapan sporcuların sadece kendileri değil, doğdukları şehir devletleri de büyük utanç duyar ve bazen takımı turnuvadan çekerlerdi.
 
Geri