Gırgır var şamata var gel vatandaş gel

Olimpiyatlar'da birinci gelen atın alnına kutsal yün şeritler (tainiai) bağlanırdı.
 
Efes ve Hierapolis gibi Anadolu'daki antik kentlerde de devasa gladyatör dövüşleri ve spor festivalleri yapılmıştır.
 
Antik Roma amfitiyatrolarından tahliye işlemlerinin çok hızlı (birkaç dakika) yapılabilmesi için tasarlanan çıkış kapılarına "Vomitorium" denirdi.
 
Gladyatör okullarının sahiplerine ve yöneticilerine "Lanista" adı verilirdi ve toplumda hiç sevilmezlerdi.
 
Kadın gladyatörlere "Gladiatrices" denirdi; ancak MS 200 yılında İmparator Septimius Severus tarafından dövüşmeleri yasaklandı.
 
Çoğu gladyatörün mezar taşında kaç maç kazandığı, kaç kez bağışlandığı ve nasıl öldüğü detaylıca yazılıdır.
 
Spartaküs, MÖ 73 yılında Capua'daki gladyatör okulundan kaçarak Roma Cumhuriyeti'ne karşı tarihin en büyük köle isyanını başlatan gladyatördür.
 
Antik sporcular sakatlıkları önlemek için müsabakalardan önce kaslarını ısıtmak amacıyla özel masajcılar (aliptae) tutarlardı.
 
Antik boksörlerin kulaklarında oluşan darbeler sonucu deformasyona "karnabahar kulak" denirdi ve bu durum gladyatör büstlerinde açıkça görülür.
 
Mısır'da firavunların tahta çıkışının 30. yılını kutlamak için yaptıkları zorunlu ritüel koşusuna "Sed Festivali" denirdi
 
Antik dünyada avcılık, sadece beslenme değil, soyluların cesaretini kanıtladığı askeri bir spor dalı olarak görülürdü.
 
158. Asurlular, krallarının savaş arabasından okla vahşi aslanları vurduğu özel av arenaları inşa etmişlerdir.
 
Antik Olimpiyat meşalesinin külleri ve kurban edilen hayvanların yağları üst üste birikerek Olympia'da devasa bir kül altarı oluşturmuştu
 
İlk antik spor sponsorlukları, zengin politikacıların atletlerin yeme içme masraflarını karşılayarak onların üzerinde kendi reklamlarını yapmasıyla başlamıştır
 
Antik yazarlar, bazı boksörlerin o kadar çok darbe aldığını ve yüzlerinin tanınmaz hale geldiğini, bu yüzden miras davalarında kimlik krizi çıktığını yazar.
 
Antik koşu parkurları kumla kaplıydı ve koşucuların kaymaması için kum sürekli tırmıklanırdı.
 
Olimpiyat şampiyonu olan atletlerin memleketlerindeki şehir surlarının bir kısmı, "Bu şehri korumak için surlara değil, bu atlete ihtiyacımız var" denilerek yıkılırdı.
 
Antik haltercilik resmi bir olimpiyat branşı olmasa da, devasa ağırlıktaki taşların üzerine "Bunu falan kişi tek elle başının üstüne kaldırdı" yazılı arkeolojik taşlar bulunmuştur.
 
Bilinen en eski spor amfitiyatrosu MÖ 70 yılında Pompeii kentinde inşa edilmiştir.
 
Roma'daki Kolezyum, aynı anda 50.000 ila 80.000 arasında seyirciyi ağırlayabiliyordu.
 
Geri