Gırgır var şamata var gel vatandaş gel

Tarihin en çok kazanan sporcusu, Circus Maximus'ta yarışan ve serveti günümüz parasıyla milyarlarca dolar eden Romalı arabacı Gaius Appuleius Diocles'tir.
 
Antik Mısır'da spor, firavunların fiziksel gücünü ve ülkeyi yönetme yeteneğini halka kanıtlamak için bir propaganda aracıydı.
 
. Mısır'daki Beni Hasan mezarlarındaki duvar resimlerinde (MÖ 2000), yüzlerce farklı güreş pozisyonu detaylıca resmedilmiştir.
 
Antik Mısırlılar Nil Nehri üzerinde "su düelloları" yaparlardı; sallardaki adamlar birbirlerini sopalarla suya atmaya çalışırdı.
 
Okçuluk, Mısır firavunlarının en çok övündüğü spor dallarından biriydi; hareket halindeki arabalardan bakır hedeflere ok atarlardı.
 
Antik Sümer ve Babil metinlerinde, kralların halka güçlerini göstermek için aslanlarla güreştiği veya onları avladığı anlatılır.
 
Mezopotamya'da MÖ 3000 yıllarına ait taş levhalarda, birbirlerinin kemerlerinden tutarak güreşen sporcular tasvir edilmiştir
 
Antik Çin'de askeri eğitim amacıyla oynanan "Cuju" adlı oyun, futbolun tarihteki en eski belgeli formudur.
 
Cuju oyununda amaç, içi tüy ve saçla doldurulmuş deri bir topu, elleri kullanmadan yüksekteki bir ağ deliğinden geçirmekti.
 
Antik Çin'de Han Hanedanlığı döneminde kadınlar da saray eğlencelerinde Cuju (futbol) oynarlardı
 
Çin'de "Chuiwan" adı verilen oyun, yere açılan deliklere sopalarla top sokma prensibine dayanıyordu ve modern golfün atası sayılır.
 
Antik Hindistan'da "Malla-yuddha" adı verilen geleneksel bir güreş sporu icat edilmiş ve bu spor vuruş, boğma ve kilit teknikleri içeriyordu.
 
Polo sporunun kökenleri, Antik Pers İmparatorluğu'nda (İran) süvarilerin eğitimi için oynanan "Chaugan" oyununa dayanır.
 
. Japonya'da tarih öncesi dönemlere uzanan Sumo güreşi, Şinto dini ritüellerinin ve hasat tanrılarını memnun etme çabasının bir parçasıydı.
 
Mesoamerika'da (Mayalar ve Aztekler) oynanan antik top oyunu "Pitz", tarihin en eski kauçuk top oyunudur
 
Bu oyunda kullanılan top, sert kauçuktan yapılırdı, yaklaşık 4-5 kilo ağırlığındaydı ve çarpması ölümcül olabiliyordu.
 
Oyuncular topa elleriyle veya ayaklarıyla dokunamazlardı; topu sadece kalça, dirsek ve dizleriyle sektirmek zorundaydılar.
 
Amaç, topu sahanın dikey duvarlarında asılı duran dar taş halkaların (potaların) içinden geçirmekti.
 
Ağır topun darbe etkisinden korunmak için oyuncular deri ve ahşaptan yapılma özel koruyucu kemerler takarlardı.
 
Top oyunu sadece bir spor değil, gök cisimlerinin (güneş ve ay) hareketlerini simgeleyen kozmik bir ritüeldi.
 
Geri