Gırgır var şamata var gel vatandaş gel

İlk Olimpiyat Oyunları sadece tek bir gün sürüyordu ve tek bir yarışmadan oluşuyordu
 
Olimpiyat adı, tanrıların evi olduğuna inanılan Olimpos Dağı'ndan türetilmiştir.
 
Sadece özgür ve Yunanca konuşan erkeklerin müsabakalara katılmasına izin verilirdi; köleler ve yabancılar yarışamazdı.
 
10. Kadınların Olimpiyat Oyunları'nı izlemesi veya oyunlara katılması kesinlikle yasaktı; cezası ölümdü.
 
Kadınlar için Olympia'da, Zeus'un eşi Hera adına "Heraia Oyunları" adında ayrı koşu yarışları düzenlenirdi.
 
Antik Olimpiyatlar'da takım sporları yoktu; tüm yarışmalar bireysel performanslara dayalıydı
 
Yarışmalarda ikinci veya üçüncü olanlar için ödül yoktu; sadece kazanan tek bir kişi onurlandırılırdı.
 
Kazanan sporculara maddi bir ödül yerine zeytin dalından yapılmış bir taç (kotinos) verilirdi.
 
Şehir devletleri, kendi içlerinden çıkan şampiyon sporcuları evlerine döndüklerinde heykelini dikerek ve ömür boyu ücretsiz yemek vererek ödüllendirirdi
 
Antik Yunan'da Olimpiyatlar dışında Pythia, Nemea ve Isthmia adında üç büyük pan-Hellenik oyun daha düzenlenirdi.
 
Sporcuların müsabakalara tamamen çıplak olarak katılması zorunluydu.
 
Çıplak yarışma geleneğinin, bir koşucunun peştemalinin düşüp takılmasına neden olmasından sonra başladığı rivayet edilir.
 
Sporcular yarışlardan önce vücutlarını tamamen zeytinyağı ile kaplarlardı.
 
Zeytinyağı sürünmek, kasları korumak, güneşten kaçınmak ve rakiplerin güreşte tutunmasını zorlaştırmak için yapılırdı.
 
Yarışlardan sonra sporcular, vücutlarındaki yağ, ter ve tozu "strigil" adı verilen metal bir aletle kazırlardı.
 
Ünlü antik sporcuların vücudundan kazınan bu terli yağ karışımı, şifa niyetine tıbbi krem olarak yüksek fiyatlara satılırdı.
 
Antik sporcuların olağanüstü güçlere ve insanları iyileştirme yeteneğine sahip yarı-tanrılar olduğuna inanılırdı.
 
Oyun hilesi yapan veya rüşvet veren sporcular ağır para cezalarına çarptırılırdı.
 
Geri