Dünyadan şiirler

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
ağustos bitti..
eylül..
ekim..
kasım da biter bu gidişler..
şiirler bitmesin,
türküler bitmesin,
sen... hele ki sen...
sen hiç bitme......
 
ben birini sevmiyordum.
o da beni sevmiyordu.
bir gün bir yerde randevulaştık.
ben gitmedim.
o da gelmedi."

özdemir asaf
 
diyecekler ki arkamdan
ben öldükten sonra;
"o, yalnız şiir yazardı
ve yağmurlu gecelerde
elleri cebinde gezerdi.
yazık diyecek
hatıra defterimi okuyan;
ne talihsiz adammış
imanı gevremiş parasızlıktan. ”
 
binlerce yıldır ben bu şehri,
ne konstantin'e verdim, ne fatih'e"
 
şimdi sen gidiyorsun ya herkes sana benzeyecek,
her yanımdan geçenin yüzünde seni göreceğim.
her günaydın diyen sen olacak.
her yüzüme bakanda senin sıcaklığını hissedeceğim.
her gördüğüm resimde seni göreceğim,
her duyduğum şarkı sanki sana yazılmış gibi gelecek bana
bakarsın belli mi olur bende sana şarkılar yazarım...
şimdi sen gidiyorsun ya
arkana bile bakmadan her arkasını dönüp yoluna devam edende seni hatırlayacağım.
sadece sen olacaksın çevremde gezen insanlar..
şimdi sen gidiyorsun ya herkes sana benzeyecek
sen geri gelene kadar...
 
sonra belki çay içeriz.
şansımız varsa yağmur da yağar.
damlalara huzur yüklemece oynarız.
benim damlam seninkini alnından öper.
güzel şeyler olur belki.
sen gel bence...''
 
kim istemez mutlu olmayı
ama mutsuzluğa da var mısın?
 
öyle bir ay var ki gökte
hırsız bile durmuş,
türkü söylüyor.
 
bir misafirliğe gitsem
bana temiz bir yatak yapsalar
her şeyi, adımı bile unutup
uyusam…
 
kalktığımda yatağım hâlâ lavanta koksa
kekikli zeytinli bir kahvaltı hazırlasalar
nerde olduğumu hatırlamasam
hatta adımı bile unutsam…”
 
saadet zamanı; avluya doğru oturmuşuz, sen ve ben.
endamımız çift, sûretimiz çift, rûhumuz tek, sen ve ben.
bulandıran palavralardan âzâde, gamsız bir keyif, sen ve ben.
sen ve ben, ne sen varsın ne de ben, bir olmuşuz aşk elinden. "
 
gelsene dedi bana,
kalsana dedi bana,
gülsene dedi bana,
ölsene dedi bana,
 
damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
sanki kendimizi gütmüşüz
hor baktık mi karıncaya
kirdik mi kanadını serçenin
vurduk karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana
 
toprağın derinliğinde tohuma can veren kim
deniz dalgalarından bulutları göğerten kim
 
ufuklardan bitkilere yaşam sunan rüzgârı estiren kim
yeryüzü kimindir, o baktığın güneşin ışığını gönderen kim
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Geri