Rolling Barcelonanın yeri

1153: Ataraxia - Antik Yunan felsefesinde (özellikle Epikürosçuluk ve Stoacılıkta), dış dünyanın getirdiği olumsuzluklardan, korkulardan ve hırslardan arınarak ulaşılan sarsılmaz ruh dinginliği, iç huzur ve tasasızlık halidir.
 
1154: Apatheia - Stoacı felsefede, bireyin mantık dışı tutkulara, hazlara, acılara ve kontrol edemediği dışsal olaylara karşı geliştirdiği duygusal kayıtsızlık, tutkusuzluk ve zihinsel direnç durumudur.
 
1155: Rasyonalizm (Akılcılık) - Bilgi felsefesinde, doğru ve kesin bilginin kaynağının duyusal deneyimler değil, yalnızca insan aklı ve düşüncesi olduğunu; doğuştan gelen (a priori) kavramların akıl yoluyla çözümlenebileceğini savunan akımdır.
 
1156: Empirizm (Deneycilik) - Rasyonalizmin aksine, insan zihninin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu ve her türlü bilginin yalnızca duyusal deneyimler, algılar ve gözlemler yoluyla (a posteriori) elde edilebileceğini ileri süren öğretidir.
 
1157: Kritisizm (Eleştiricilik) - Kant tarafından geliştirilen; bilginin oluşumunda hem akılcılığın (rasyonalizm) hem de deneyciliğin (empirizm) payı olduğunu savunan, bilginin sınırlarını ve aklın kendi yetilerini sorgulayan uzlaştırıcı felsefedir.
 
1158: Entüisyonizm (Sezgicilik) - Gerçeğin ve mutlak hakikatin ne akıl yürütmeyle ne de duyusal deneyle bilinebileceğini; bunlara yalnızca doğrudan, aracısız ve içsel bir kavrayış olan "sezgi" (intuition) yoluyla ulaşılabileceğini savunan akımdır.
 
1159: Pragmatizm (Faydacılık) - Bir fikrin, teorinin veya inancın doğruluğunu ve değerini, onun pratik sonuçları, hayattaki yararlılığı ve problem çözmedeki başarısı ile ölçen felsefi yaklaşımdır.
 
1160: Fenomenoloji (Görüngü Bilim) - Edmund Husserl tarafından kurulan; nesnelerin kendilerini değil, bu nesnelerin insan bilincine nasıl göründüğünü (fenomenleri) ve bilincin bu verilere yüklediği özsel anlamları inceleyen felsefi yöntemdir.
 
1161: Noesis ve Noema - Husserl'in fenomenolojisinde bilincin iki yönüdür: Noesis, bilincin nesneye yönelme eylemi, yani algılama, düşünme veya hatırlama sürecidir; Noema ise bu eylemin nesnesi, yani zihinde beliren o algılanan, düşünülen şeyin kendisidir.
 
1162: Yaşam Dünyası (Lebenswelt) - Edmund Husserl ve Jürgen Habermas felsefesinde; bilimin, teorilerin ve soyut kavramların henüz dokunmadığı, insanların günlük pratiklerinde doğrudan doğruya paylaştıkları o en birincil, arka plan niteliğindeki ortak toplumsal ve kültürel deneyim alanıdır.
 
1163: Yönelimsizlik (Non-Intentionality) - Zihin felsefesinde, bilincin her zaman bir şeye yönelik ("bir şeyin bilinci") olduğu fikrine karşılık; saf acı, kaygı veya anlamsız neşe gibi, nesnesi dış dünyada somut olarak bulunmayan, doğrudan doğruya ruhsal durumları açıklayan kavramdır.
 
1164: Dialektik Materyalizm - Karl Marx ve Friedrich Engels'in felsefesidir; doğanın, tarihin ve toplumun sürekli bir çelişki ve çatışma (diyalektik) içinde ilerlediğini; ancak bu değişimin temelinde soyut fikirlerin değil, tamamen somut, maddi ve ekonomik koşulların yer aldığını savunan öğretidir.
 
1165: Tarihsel Materyalizm - Marksist felsefede, toplumsal evrimi ve tarihi yönlendiren asıl gücün, insanların üretim araçları (teknoloji, fabrikalar) ve bu araçlar etrafında kurdukları üretim ilişkileri (sınıflar) olduğunu; din, hukuk ve felsefe gibi üstyapıların bu altyapıya göre şekillendiğini söyleyen kuramdır.
 
1166: Altyapı ve Üstyapı - Sosyal felsefede toplumun iki katmanıdır: Altyapı (Base), toplumun ekonomik temelini, üretim güçlerini ve sınıfsal ilişkilerini oluşturur; Üstyapı (Superstructure) ise bu ekonomik temelin üzerinde yükselen ve onu meşrulaştıran hukuk, siyaset, din, aile ve sanat gibi kurumlar bütünüdür.
 
1167: Sınıf Bilinci - Marksist teoride, bir toplumsal sınıfın (özellikle işçi sınıfının), kapitalist sistem içindeki gerçek sömürülme konumunu, ortak çıkarlarını ve sistemi değiştirme gücünü kolektif olarak fark etmesi, "kendiliğinden sınıf" olmaktan çıkıp "kendisi için sınıf" haline gelmesi durumudur.
 
1168: Yanlış Bilinç - Egemen sınıfların ürettiği ideolojiler yüzünden, ezilen kitlelerin kendi sömürülme koşullarını fark edememesi; aksine, kendilerini ezen bu sistemi doğal, adil veya dini olarak kaçınılmaz görmelerini sağlayan o zihinsel manipülasyon ve illüzyon durumudur.
 
1169: Meta Fetişizmi - Karl Marx'ın kapitalizm analizidir; insanların kendi emekleriyle ürettikleri malların (metaların), piyasaya girdikten sonra insan ilişkilerini gölgede bırakarak, sanki kendiliğinden mistik bir güce, değere ve bağımsız bir hayata sahipmiş gibi algılanması krizidir.
 
1170: Yabancılaşma (Entfremdung) - Kapitalist üretim sisteminde işçinin; ürettiği ürüne, üretim sürecine, kendi insani doğasına (türsel varlığına) ve en nihayetinde diğer insanlara karşı yabancılaşarak, emeğinin kendi üzerinde baskıcı bir güce dönüşmesini anlatan felsefi kavramdır.
 
1171: Ontolojik Kanıt - İlk kez Anselmus tarafından ortaya atılan, daha sonra Descartes tarafından geliştirilen; Tanrı'nın varlığını dış dünyadaki gözlemlerden değil, tamamen insan zihnindeki "en yetkin varlık" tanımından ve bu tanımın zorunlu olarak var olmayı da içermesi gerektiği fikrinden yola çıkarak kanıtlamaya çalışan a priori argümandır.
 
1172: Kozmolojik Kanıt - Evrendeki her şeyin bir nedeni ve bir başlangıcı olduğunu, hiçbir şeyin kendi kendine var olamayacağını savunarak, bu nedensellik zincirinin ilk halkası, yani kendisi nedensiz olan bir "İlk Neden" veya "Zorunlu Varlık" (Tanrı) bulunması gerektiğini ileri süren felsefi kanıttır.
 
Geri